 |
|
DALKOZ TARİHÇESİ :
|
Sözlük anlamıyla cevizi bol manasına gelen köyümüz Dalkoz'da günümüze
kadar bilimsel araştırmalar ve arkeolojik kazılar yapılmamış olmasına
rağmen, gerek ev inşaatları sırasında, gerekse tarla sürme, bağ, bahçe
çalışmaları sırasında çıkan tarihi eserler dikkatli incelendiğinde köyümüzün
yüzyıllar boyunca sürekli bir yerleşim alanı olduğu ortaya çıkmaktadır.Bulunan
çanak, çömlek, testi, kolye, süs eşyası gibi eserler köyümüzde özellikle
Bizans dönemlerine ait uzun süreli bir yerleşim olduğunu
kanıtlamaktadır. Akkaya ve Gulpi Tepesi gibi yerlerde define meraklısı
çağdaş İndiana Jones,ların yaptığı kazılarda bulunan mezar kalıntıları bu
tespiti doğrulamaktadır. Köyümüzün batı kesiminde bulunan Yuva Köyü ve Melan
Çayı kenarında bulunan Goca Çukuru (Koço Çukuru) isimleri ise rumca
isimlerdir.Daha çok sayıda tarihi eserin bulunamamasının nedeni ise bu
kişilerin en son köyümüzün orman içinde kalan Erenler bölgesinde yaptıkları
kazılar sırasında üç tane kazmanın peş peşe kendiliğinden kırılması sonucu bu
amatör define avcılığını
bırakmalarındandır.
Yaşlıların anlattıkları ve kuşaktan kuşağa aktarılan köyümüzün kuruluş öyküsü
ise şöyledir. Osmanlı Padişahları harplerde başarı kazanan komutanlarını
Osmanlı Devleti geleneklerine göre hem bu komutanları ödüllendirmek hem de
savaşta kazanılan yerleri elde tutabilmek amacıyla bu bölgelerde arazi vererek
onlarında buralara yerleşmesini istermiş. Bunlardan biri olan Hüseyin Paşa
(Hasmel Ağa) köyün Yukarı Mahallesine, Alaybeyoğlu ( Albay) ise aşağı
harmanlardan çayın görünüşünü beğendiği için Aşağı Mahalleye
yerleşmişler.
Harp
yıllarında Kastamonu Sancağı asker istediğinde birbirini gören yüksek tepelere
ateş yakılır bu ateşi gören Alaybeyleri de bulundukları bölgeden asker
toplarlarmış. Köyümüzün yakınındaki köylerden Gebil Köyünün tepeleri bu tarz
haberleşme için kullanılırmış. Köyümüzün Dilsiz gil ve Şah gil sülalesi
Hasmel Ağa kökeninden, Mazin gil, Kocağ gil, Kadı gil, Onbaşı gil
sülalesi ise Alay bey kökeninden gelmektedir. Daha sonraları Alay bey
sülalesine Kafkaslardan Çerkez Ahmet ismindeki bir kişinin iç güveyi olarak
gelmesiyle köy yavaş yavaş oluşmaya başlar. İnşaat ve tamir işleri için o
zamanlar Kastamonu ya bağlı olan Kargı İlçesinden Ahmet ve Mehmet isminde iki
kardeş gelirler. Bu kardeşlerden gelen sülaleye köyümüzde Usta gil Sülalesi
denmektedir. Ahmet Çavuş, Kel Kasım, Ali Çavuş, Ahmet Ustanın, Ali Usta, Hasan
Usta, Mehmet Ustanın
kökenindendir.
Sonraki yıllarda o zamanlar kadılık olan Melan Kadılığından gelen Köçek Kamil,
Kurşunlu nun bir köyünden gelen Köçek Hakkı, Tataristan dan gelenlerle
(Tatargil) köyümüz artık son durumunu
almıştır.
devamı...
|
|
|
|
|
|
|
 |
|